MB Bankaların Boğazını Sıkabilir

Image

Türkiye’nin finansal piyasalar profesyonelleri açısından son bir ay bir yıl gibi geçti. Siyasi çalkantılar, daha önce hiç bakmadığımız, finansla alakası olmayan Twitter hesaplarına ekstra odaklanmamızı, platformlarda geçen KAP haberleri yerine gazeteleri takip etmemize neden olmakta. FED sonrası rahatlar dediğimiz BIST 100 Endeksi 66 binde tutunmaya çalışırken, Dolar/TL’de artık 2,20-2,30’a 2014 için “normal” denildiğini duymaktayız. Bütün bunların odağı siyasi durumlar olsa da, TC Merkez Bankası’nın 2014 içerisinde “artık” faizlere müdahale edip etmeyeceği de ikinci odak noktasını oluşturuyor.

TC Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın son açıklamalarına bakıldığında, Rezerv Opsiyon Katsayılarındaki (ROK) artışlar, gerek duyulduğunda döviz satım ihaleleri ve istisnai gün uygulamaları ile TL sıkılaştırılması ile yüksek enflasyon, volatil döviz ve yüksek cari açığın kontrol edilmeye çalışılacağını görüyoruz. Bu uygulamalardan bu zamana kadar etkinliği çalışan tek madde ise istisnai gün uygulamaları olarak görünüyor. Piyasalar döviz satışlarının sürdürülebilirliğine inanmamakta ve ROK’ların etkisinin ise sınırlı olduğuna inanmakta. Böyle bir ortamda, TCMB’ye politika faizi artırımı veya üst bant artırımı konusunda çağrılar yapıldığını görmekteyiz. Merkez Bankası ise, faiz artırmak yerine Aralık’ta ve Ocak’ta yaptığı gibi TL sıkılaştırmacı ve döviz maliyeti artırıcı uygulamaları tercih ediyor. Bu sıradışı uygulamalardan bir sonraki ise üst banttan borçlanma oranının sınırlanarak TL’nin likidite kontrolünün tümüyle Merkez Bankası’nın eline geçirilmesi olabilir.

17 Aralık Olayları PPK Kararlarının Etkinliğini Azalttı

Mevcut durumda bankalar TL likidite ihtiyaçları için Merkez Bankası’ndan üç ana faiz seviyesinden borç alabiliyorlar. Bunlar, yüzde 4,5 politika faizinden gerçekleşen, MB’nin miktarında belirleme yaptığı ve zaman zaman istisnai günler ile gerçekleştirmediği bir haftalık repo ihaleleri ile yüzde 6,5’dan piyasa yapıcı bankalara kullandırılan pencere ve yüzde 7,75’den çalışan üst banttan oluşmakta. Aralık toplantısına kadar, Merkez Bankası bu üç seviyeden sadece politika faizinin kullanıldığı haftalık repoları sınırlıyor/kontrol ediyordu. Bu durumda da, bankalar özellikle istisnai günlerde daha pahalı piyasa yapıcı banka penceresinden veya üst banttan borçlanıyorlardı. Aralık toplantısında ise,  MB, piyasa yapıcı bankaların kullandığı pencereden alınabilecek TL miktarını sınırlayarak bankaların ağırlıklı olarak en pahalı üst banda yönelmelerine neden oldu. Bu uygulama, dolaylı olarak yüzde 0,6 yani 60 baz puan faiz artırımı anlamına geliyordu. Uygulama, sıkılaştırma adına iyi bir uygulama olsa da, PPK toplantısı ile aynı güne gelen 17 Aralık olaylarından dolayı etkisini pek göremedik. Aşağıdaki tablo mevcut durumu gösteriyor.

Image

 

21 Ocak’ta MB Üst Bant Bandı Sınırlayabilir

Faiz artırmaya meyilli olmayan bir TC Merkez Bankası var önümüzde. Mayıs ayında FED’in tahvil alımı azaltım planları sonrası Türkiye dahil bütün küresel piyasalarda Dolar değer kazanırken, gelişen piyasa merkez bankalarının faiz artırdığını ve/veya borçlanma meblağlarına sınır getirdiğini gördük. Mevcut durumda Türkiye’nin faiz oranı yüzde 4,5 iken, bu oran, kıyaslandığımız Güney Afrika’da yüzde 5, Hindistan’da 6,75, Endonezya’da 7,50, Brezilya’da ise yüzde 10’a ulaşmış durumda. TC Merkez Bankası bu grup içerisinde Güney Afrika ile beraber faiz artırmayan tek ülke.

TCMB’nin faiz artırmama eğilimini devam ettireceğini varsayarsak, piyasalara ciddi oranda sıkılaştırma yapabileceği tek etkin enstrüman üst bant faizinden borçlanmaya limit getirmesi olacaktır. Mevcut durumda bankalar aylık 40 milyar TL’lik borçlanma ihtiyaçlarının yüzde 70’ine yakınını buradan karşılarken, bu faiz penceresinde herhangi bir üst limit bulunmamakta. Diğer bir deyişle, TCMB istisnai gün uyguladığında bankalar çoğunlukla üst banttan likidite ihtiyaçlarını karşılıyorlar. TCMB faiz artırmak istemez ise, yapabileceği en etkin müdahale bankaların şu anda daha yüksek faizi olsa da rahatlıkla borçlanabildiği üst bantta kontrollü sınırlamalar olabilir. TCMB’nin istisnai gün uygulamasında olduğu üzere, kendi seçtiği istisnai zamanlarda üst banttan borçlanma meblağını 20-22 milyar TL’ye çekmesi piyasadan basitçe 5-7,5 milyar TL çekmek olarak gerçekleşecektir. Böyle bir senaryoda, TCMB’nin üst bantta istisnai günlerde 5 milyar TL kısması, eski hali ile yüzde 7,06 olan borçlanma maliyetini yüzde 8,07 civarına çekecektir. Bu şekilde, ayda minimum 4 günün istisnai gün ilan edildiği durumlarda, aylık ortalama maliyet minimum 20 baz puan artacak, Merkez Bankası piyasada ek volatilite gördüğü günleri de istisnai gün ilan ederek piyasadaki TL’yi etkin bir şekilde sıkılaştırabilecektir. 

Image